24.3.2017

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kütahya Müftülüğü tarafından düzenlenen Kütahya Din Gönüllüleri Buluşması programında davetlilere hitap etti.
Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan program Din Gönüllüsü ve Din Gönüllüğü konulu sinevizyon gösterimiyle devam etti.
Selamlama konuşması yapan İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar, Zatıaliniz rehberliğinde milletimizin ve memleketimizin derdini kendine dert, sevincini de sevinç edinerek dinimiz İslamı, sahih dini bilgiyi insanlara anlatma gayreti içerisinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bizleri biran olsun bu duyguyla hizmet etmekten geri bırakmamasını yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Bu hizmetlerimizi yürütürken temel düsturumuz; hizmetlerimizi toplumumuzun her kesimine ulaştırmak ve çeşitlendirmek. dedi.
Kütahya denilince aklına incelmiş duyguların geldiğini dile getiren Mehmet Görmez, Çünkü alın teri ve göz nuruyla taşa nakşedilen o çinilerin dünyanın her tarafındaki mihraplarda gördüğümüz zaman bunun asıl yeryüzünün varlık sebebi olan, Din-i- Mübin-i İslamı insana kazandırmak istediği en yüce basiretlerden birisi olan o incelmiş duyguları daha çok aklıma geliyor. Şehzadeler şehri Kütahyada, incelmiş duyguların bütün dünyaya hitap ettiği bu güzel şehirde, kuruluşundan bugüne kadar Din-i- Mübin-i İslama hizmet eden, şehrin manevi hayatına hizmet eden, vefat eden bütün din görevlilerine Allahtan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara ve hayat olanlara yüce Mevladan nice hizmetler nasip etmesini niyaz ediyorum.
Din görevlilier olarak her biriniz büyük bir nimet içindesiniz. Ama her nimetin bir de külfeti vardır. Yaptığımız işin hakkını vermediğimiz zaman, görevimizi hakkıyla ifa etmediğimiz zaman, çocuklarımıza öğrettiğimiz Kuranı Hakimi yaşamadığımız zaman, camilerde insanlara büyük büyük sözlerle tavsiyelerde bulunurken kendimizi unuttuğumuz zaman, kalbimizi unuttuğumuz zaman, örnek olamadığımız zaman, o mihrapta okunan Fatihanın hakkını vermediğimiz zaman, o minberde okuduğumuz hutbeyi sadece dilimizle, dudaklarımızla okuyup kalbimizle, ruhumuzla, ihlasımızla, samimiyetimizle yansıtmadığımız zaman, o zaman da Allah muhafaza etsin, bunun hesabını vermekte zorlanırız. Allahın verdiği bu büyük nimete hep şükretmeliyiz. Daima atanmış bir din görevlisi değil, adanmış bir din gönüllüsü olmak için büyük bir çaba ve gayret içerisinde olmalıyız.
Teşkilatımız yalnızca Türkiyedeki vatandaşlarımızın teşkilatı değildir. Orta Asyada yüzyıllık bir fasıladan sonra, yüzyıllık bir ateizmin, komünizmin bütün insanların vicdanına kelepçe vuran ideolojinin büyük oranda son bulduktan sonra kendi Müslüman kimlikleriyle ayağa kalkmak isteyen bütün kardeşlerimizin de teşkilatı olmuştur. Balkanlarda beş asır birlikte yaşadığımız, birlikte üzüldüğümüz ve sevindiğimiz evlad-ı fatihanın, Güneydoğu Avrupada varlığını idame ettirmeye çalışan bütün Müslüman kardeşlerimizin de teşkilatıdır. Afrikada 200 yıllık sömürge dönemlerinden sonra açlıkla, sefalet ve cehaletle mücadele edip yeniden ayağa kalkmak isteyen, küresel en büyük günahların işlendiği Afrika kıtasında ayağa kalkmak isteyen bütün Müslüman kardeşlerimizin teşkilatı olmuştur. Sadece Afrikanın 40 ülkesinde teşkilatlanmış bir müesseseden söz ediyorum. Latin Amerikada kendi haline terkedilmiş ve unutulmuş 7 milyon Müslüman kardeşimizin de teşkilatıdır. Pasifik Asyanın uzak yerlerinde, küçücük adalarda ümmetin yetimleri olarak kendisini tanımlayan Müslüman kardeşlerimize de el uzatan bir müesseseye dönüşmüştür. Bu yüzden siz bu milletin doğumunda, düğününde, evladını askere gönderirken varsınız, mihrabında, minberinde, kürsüsünde, her yerindesiniz ve her yerinde olmalısınız. Kütahyanın o incelmiş duygularını taşımalısınız, rahmetle gitmeli, muhabbeti götürmelisiniz. Son yıllarda bütün yeryüzünde şiddetle, terörle özdeşleştirilerek mazlum hale getirilen İslamın asli rahmetini taşıyacaksınız. Çünkü siz bütün alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin mirasçılarısınız. Diyanet İşleri Teşkilatı 50 yıl önce Anadolunun bağrından koparak Avrupaya taşınan bütün millet varlığımızın teşkilatı olmaya devam edecektir.
5 milyon millet evladımız dünyanın muhtelif yerlerinde önce kendi çocuklarının rızkını kazanmak için gittiler artık Avrupa vatandaşı oldular; ama onlar iki şeyde ısrar ettiler. Onlar 'biz buraya geldik; annesiz, babasız, çocuksuz, yarsız, vatansız yaparız; ama camisiz, mabetsiz, ezansız, cumasız, bayramsız yapamayız' dediler. Diyanetin kapısını çaldılar, Müslüman kimliğini koruyarak orada kalmak istediler. O günden bu güne Diyanet İşleri Başkanlığı sizin burada yaptığınız hizmetleri oralara taşıdı; ama oralara barış götürdüler, barış köprüsü oldular, oraya ilim, oraya hikmet taşıdılar. Bu 40 yıllık süre içerisinde Avrupa'nın her ülkesinde, vatandaşlarımızın olduğu her yerde Diyanet İşleri Teşkilatı oldu ve hizmet götürdü. Bu 40 yıllık tarihimize baktığımız zaman o topluluklara sıkıntı çıkaracak bir tek örnek bize gösteremezler; ama buna rağmen üzülerek belirteyim, bu büyük özveriye rağmen, bu barış elçilerinin o ülkelerin barışına, birlikte yaşama ahlakına, hukukuna yaptıkları bu büyük hizmetlere rağmen o Avrupa'nın kalplerini kuşatan islamofobik nefretler o düşmanlıklar maalesef bizi de buldu. O barış elçilerini son günlerde takip ediyorsanız casus ilan etmeye kalkışacak kadar ileri gittiler. Fakat bizim meşrebimizin, bizim mesleğimizin bir özelliği var. Hani şairin ifadesi ile 'Bizi öldürmeye gelen bizde hayat bulacak. Bize kötülük ile yönelen bizden iyilik görecek. Çünkü kötülüğü ortadan kaldıracak en büyük güç iyiliktir. İslamofobiyle sizdeki güzellik ve iyiliklerle mücadele edebiliriz.
Milletlerin, tarihlerin, medeniyetlerin zor zamanları var. Böyle bir zor zamandan geçiyoruz. İslam coğrafyasını her kentinden kanların döküldüğü, gözyaşlarının aktığı, ateşlerin yükseldiği bir dönemden geçiyoruz. Batının, Doğunun, küresel olarak dünyanın rahmetini ve vicdanını kaybettiği bir dönemden geçiyoruz. Ülke olarak, millet olarak zor bir süreçten geçiyoruz. Bu zor süreçlerde Diyanet Teşkilatına, Diyanet Teşkilatında görev yapan her arkadaşımıza büyük sorumluluklar, görevler düşüyor. Sizler 15 Temmuz ihanet gecesinde her mihrap görevlimizin, her minber görevlimizin, her müezzinimizin bu ülkenin ebediyete kadar bekası için ne kadar önemli vazifeler yaptığını ortaya koydunuz. Bugüne kadar yaptıklarımızı dikkate alarak, bu güne kadar yaptıklarımız ihmallerimiz eksiklerimiz kusurlarımızı masaya yatırarak yeni birer başlangıç yapmalıyız. İfadelerini kullandı.
Hezar Dinari Kültür Merkezinde düzenlenen programa, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Kütahya Valisi Ahmet Hamdi Nayir, Belediye Başkanımız Kamil Saraçoğlu, Kütahya İl Müftüsü Hüseyin Hazırlar, daire müdürleri ile din görevlileri katıldı.
Programın sona ermesinin ardından Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Ulu Camide Hutbe okuyarak Cuma namazını kıldırdı.
Fotoğrafları Paket Halinde İndirmek İçin Tıklayınız.